Bir telefon görüşmesini beklerken omuzlarınızı sıktığınızı, toplantı öncesinde midenizin rahatsızlandığını veya önemli bir mesajdan sonra kalbinizi daha belirgin hissettiğinizi fark edebilirsiniz. Böyle anlarda “Bende ne var?” sorusu hızla ortaya çıkabilir. Kaygının bedensel işaretlerini anlamak, kendinize bir etiket bulmaktan önce, yaşadığınız deneyimi daha açık biçimde tarif edebilmekle başlayabilir. Günlük hayatınızdaki kaygı deneyimlerini ele alabileceğiniz danışmanlık alanları hakkında bilgi alabilirsiniz.
Bir işaretin tek bir açıklaması olmayabilir
NHS, kaygının bedensel, zihinsel ve davranışsal yönleri olabileceğini; çarpıntı hissi, terleme, titreme veya mide rahatsızlığı gibi deneyimlerle birlikte görülebileceğini anlatır. Ancak bir belirtiyi yaşamak onun nedenini belirlemez. Bedeninizde olan her şeyi kaygıya bağlamak, değerlendirilmesi gereken başka bir durumu gözden kaçırmanıza yol açabilir.
Örneğin bir sunumdan önce ellerinizin titremesi ile başka zamanlarda da devam eden titreme aynı bağlamda ele alınmayabilir. Yeni, açıklayamadığınız veya belirgin bedensel yakınmalarda sağlık uzmanına danışın. Şiddetli ya da acil olabilecek belirtileri bir internet yazısıyla yorumlayarak değerlendirmeyi ertelemeyin. Gözlem yapmak, tıbbi değerlendirme yerine geçmez.
“Kötü hissediyorum” cümlesini biraz açın
Bir kâğıtta o anı tarif etmeyi deneyebilirsiniz: “Midemde sıkışma hissettim. Aklımdan görüşmede cevap veremeyeceğim geçti. Konuşmayı ertelemek istedim.” Beden, düşünce ve yaptığınız hareketi ayrı ayrı yazmak, konuşacağınız konuya açıklık getirir. Bu üç alanın hepsini doldurmanız veya duygunuzun nedenini aynı anda çözmeniz gerekmez.
Kendi kelimelerinizi kullanın. “Göğsümde ağırlık”, “boğazım düğümlendi” veya “yerimde durmakta zorlandım” gibi ifadeler deneyiminizi aktarabilir. Başka birinin belirtilerini okuyup kendi listenize eklemek yerine gerçekten fark ettiğiniz ayrıntılarla kalın. Bir şeyin ne kadar sürdüğünü bilmiyorsanız yaklaşık olarak anlatmanız da mümkündür.
Günü bütünüyle beden kontrolüne ayırmayın
Gözlem için kısa bir an seçmekle gün boyunca sürekli kontrol etmek arasında fark vardır. Her birkaç dakikada bir “Şimdi nasıl hissediyorum?” sorusuna dönüyorsanız, bu kayıt yönteminin size nasıl geldiğini düşünün. Notu yalnızca günün sonunda yazmak veya ayrıntıyı bir görüşmede anlatmak sizin için daha uygun olabilir.
Mesela yoğun bir iş gününde sadece öğle arasındaki bir deneyimi not edebilirsiniz. Yanına o sırada bekleyen işi ve ne yapmaya ihtiyaç duyduğunuzu yazın. “Bir sunum vardı; hazırladığım notu gözden geçirmek istedim” gibi somut bir açıklama, bedeninizi sürekli sınamadan bağlamı hatırlamanızı sağlar. Kusursuz bir kayıt tutmak hedefiniz olmak zorunda değildir.
Günlük etkisini de konuşmaya ekleyin
Bedensel işaretin adı kadar hayatınızdaki etkisi de anlamlıdır. Bir görüşmeden kaçınıyor musunuz, yemeğinizi yarıda mı bırakıyorsunuz, uykunuz bölünüyor mu? Tek bir olaydan kendiniz hakkında genel bir sonuca ulaşmadan, etkilediği alanı somutlaştırabilirsiniz. Böylece yalnızca hissi tarif etmekle kalmaz, hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunuzu da anlatırsınız.
Örneğin “İş toplantısında zorlanıyorum” yerine “Söz almam gerektiğinde susuyorum, ardından katkı veremediğim için üzülüyorum” demek daha belirli bir başlangıçtır. Bu durum size tanıdık geliyorsa toplantıda konuşma kaygısı yazısında farklı sorular bulabilirsiniz. Okuduklarınızı kendi deneyiminizle karşılaştırırken benzerliklerin tanı anlamına gelmediğini hatırlayın.
Destek için eksiksiz bir açıklama gerekmiyor
Bir uzmanla konuşmaya giderken bütün belirtilerinizin nedenini bilmeniz beklenmez. Ne fark ettiğinizi, ne zaman başladığını ve neyi zorlaştırdığını anlatmanızla görüşme başlayabilir. Kaygıyla ilişkili deneyimlerinizi ve destek beklentinizi ele almak isterseniz ücretsiz ön görüşme talebinizi iletebilirsiniz. Bedensel yakınmalar için gereken sağlık değerlendirmesini ayrıca sürdürün.
Kaynaklar
Birlikte konuşabiliriz.
İhtiyacınızı ve görüşme sürecini konuşmak için 30 dakikalık ücretsiz ön görüşmeyle başlayabilirsiniz.
Ücretsiz ön görüşme



