Pazar akşamı, salonda bir kutu oyunu. Zar son kez atılıyor, piyonunuz bitişe varıyor ve karşınızdaki yedi yaşındaki oyuncu kartları masaya fırlatıyor: “Sen hile yaptın! Bir daha oynamıyorum!” Birkaç dakika önce kahkahalarla oynanan oyun bir anda gözyaşına dönüşüyor. Bu sahne birçok evde tanıdık. Kaybetmeyi kaldıramamak çoğu zaman “şımarıklık” değil, çocuğun henüz öğrenmekte olduğu bir becerinin eksik parçasıdır.
Kaybetmek çocuk için neden bu kadar ağır gelir?
Kaybetmek, yetişkinler için bile hoş bir deneyim değildir; çocuklarda yaşanan duygular daha çıplak ve daha yüksek sesli olur. İspanya’da 8–12 yaş arası 152 öğrenciyle, beden eğitimi derslerinde oynanan geleneksel hareket oyunları üzerine yapılan bir çalışmada çocuklar her oyundan sonra duygularını puanladı. Kazanma en yüksek olumlu duygularla, kaybetme ise en yüksek olumsuz duygularla birlikte görüldü. Yani oyun bitince gelen hayal kırıklığı beklenmedik bir şey değil, oyunun doğal bir parçası.
Amerikan Pediatri Akademisi’nin (AAP) çocuklar ve spor üzerine rehberi de rekabetin doğası gereği iniş çıkışlar, kazançlar ve kayıplar içerdiğini; bu deneyimlerin hayal kırıklığı, öfke, kaygı ve üzüntü gibi zor duyguları da beraberinde getirebileceğini hatırlatır. Aynı rehberin altını çizdiği bir nokta daha var: Çocuğun kendini değerli hissetmesi performansına bağlı olmamalı. Kötü geçen bir oyun, onun kötü ya da değersiz biri olduğu anlamına gelmez. Çocuk bu ayrımı henüz kendi başına yapamadığında, kaybettiği oyunu kendisi hakkında bir hüküm gibi yaşayabilir.

İlk anda söylediğiniz cümle neden önemli?
Çocuk masadan kalktığında ilk refleks çoğu zaman onu durdurmak, utandırmak ya da hemen ders vermek olur. Oysa öfke dalgası tepedeyken söylenen nasihat pek duyulmaz. AAP’nin duyguları yönetmeye dair rehberi, duygu koçluğunun çocuğun duygusunu fark etmekle başladığını; duyguya bir ad verip onu kabul etmenin çocuğun anlaşıldığını ve desteklendiğini hissetmesine yardım ettiğini anlatır. Önce duygu, sonra kural.
- “Sadece bir oyun, abartma!” yerine: “Kaybetmek canını sıktı. Çok istemiştin, değil mi?”
- “Böyle yaparsan kimse seninle oynamaz.” yerine: “Kızgınsın. Kartları atmak yok; biraz ara verelim, sonra dönelim.”
- “Hile falan yapmadım, saçmalama.” yerine: “Hile yaptığımı düşündün, buna çok kızdın. Sakinleşince kurallara birlikte bakalım.”
Bu cümleler kaybı küçümsemez, ama kartları fırlatmayı da onaylamaz. Duygu kabul edilir, davranışın sınırı nazikçe korunur.

Oyunun içinde kaybetmeyi öğrenmek
Kaybetmeyi kaldırabilmek bir anda gelmez; tekrar tekrar, güvenli ortamlarda denenerek gelişir. Evdeki oyun masası bunun için en uygun yerlerden biri. Birkaç küçük düzenleme işe yarayabilir:
- Kendi kaybınızı yüksek sesle yaşayın. AAP, çocukların ebeveynlerini kendi duygularıyla başa çıkarken izleyerek çok şey öğrendiğini belirtir. Siz kaybettiğinizde “Biraz bozuldum ama çok güldük, bir el daha?” demeniz, çocuğun duyacağı en iyi örnek olabilir.
- Sonucu değil oyunu konuşun. AAP’nin spor rehberi, çocuk sıkı çalıştığında ya da başkasına yardım ettiğinde bunu fark etmeyi ve dile getirmeyi önerir. “O hamlen çok yaratıcıydı” ya da “Kardeşine sırayı nasıl gösterdin, gördüm” gibi cümleler, oyunun tek ölçüsünün kazanmak olmadığını gösterir.
- Kısa bir ara için yer açın. Bunaldığında durup derin bir nefes almak, kısa bir süre sakin bir köşeye çekilmek ya da hareket etmek, AAP’nin duyguları yönetmeye yönelik oyun önerileri arasında yer alır. Ara bir ceza değil, sakinleşip masaya dönme fırsatıdır.
- Kazananı ve kaybedeni olmayan oyunları da oynayın. AAP’nin çocukların özgüvenine dair sayfası, kazananı ve kaybedeni olmayan, sadece eğlenceli etkinlikleri de öneriler arasında sayar. Birlikte yapılan bir yapboz ya da ortak bir hedefe karşı oynanan oyunlar, rekabetin yükünü hafifletirken birlikte oynamanın keyfini korur.
Kardeşler arasında oyunlar sık sık kavgaya dönüyorsa, kardeş kavgalarında hakem olmadan araya girmek üzerine yazımız da işinize yarayabilir.

Kaybettiğinde kendine yükleniyorsa
Bazı çocuklar kaybettiğinde öfkelenmek yerine kendini suçlar: “Ben hiçbir şeyi beceremiyorum.” Böyle anlarda çocuğun kaybı kendi değeriyle karıştırdığını düşünebilirsiniz. Ona oyunun sonucundan bağımsız olarak, koşulsuz sevildiğini hissettirmek önemlidir. Bu konuda çocuğunuz “Ben aptalım” dediğinde söyleyebileceklerinizi ayrıca ele aldık.
Ne zaman bir uzmanla konuşmak iyi gelir?
Kaybettiğinde üzülmek, hatta ağlamak çocukluğun olağan bir parçasıdır. Yine de AAP, aşağıdaki gibi davranışların çocuğun kendine güveninin zorlandığına işaret edebileceğini belirtir ve ebeveynlerin bu örüntülere dikkat etmesini önerir. Örneğin:
- Bir oyuna ya da işe başladıktan kısa süre sonra, ilk zorlukta bırakıyorsa,
- Kaybedeceğini düşündüğünde hile yapıyor ya da yalan söylüyorsa,
- Sık öfke patlamaları, üzüntü ya da içe kapanma günlük hayatını ve arkadaşlıklarını etkiliyorsa.
Desteğinize rağmen bu tablo değişmiyorsa çocuğunuzun doktoruyla ya da bir çocuk ve ergen danışmanıyla konuşmak iyi gelebilir. Rumeysa Zorlu Turhan’ın çocuk ve ergen danışmanlığı sayfasında bu süreç hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Bir sonraki oyun akşamında hedef, çocuğunuzun hiç kaybetmemesi değil; kaybettiğinde de masada kalabilmesi. “Bir el daha?” sorusu, belki de en güzel kapanış cümlesidir.
Kaynaklar
- American Academy of Pediatrics (HealthyChildren.org), Tiana Woolridge: “3 Mental Skills Children Need for Sports” (güncelleme: 23.02.2023)
- American Academy of Pediatrics (HealthyChildren.org), Prachi Shah: “Helping Little People Manage Big Feelings” (güncelleme: 07.11.2024)
- American Academy of Pediatrics (HealthyChildren.org): “4 Play Activities to Help Children Manage Emotions” (güncelleme: 19.12.2023)
- American Academy of Pediatrics (HealthyChildren.org): “Signs of Low Self-Esteem in Children & Teens” (güncelleme: 27.10.2022)
- Alcaraz-Muñoz V. ve ark. (2020). Joy in Movement: Traditional Sporting Games and Emotional Experience in Elementary Physical Education. Frontiers in Psychology, 11, 588640.
Birlikte konuşabiliriz.
İhtiyacınızı ve görüşme sürecini konuşmak için 30 dakikalık ücretsiz ön görüşmeyle başlayabilirsiniz.
Ücretsiz ön görüşme



