Okul dönüşü, hava kararmak üzere. Eve yetişmek için hızlı adımlarla yürürken çocuğunuz birden duruyor, elinizi çekiştiriyor: “Bak! Ay bizi takip ediyor!” Aklınız akşam yemeğinde, yarınki işlerde. Ağzınızdan çıkan cümle tanıdık: “Evet, çok güzel. Hadi, geç kalıyoruz.” Bu yazı o birkaç saniyeyi konu alıyor. Çocukların kolayca yakaladığı “Vay!” anlarının psikolojide bir karşılığı var: huşu. Huşunun ne olduğunu, araştırmaların bu duygu hakkında neler söylediğini ve yoğun bir günde bile ona nasıl küçük bir yer açabileceğinizi ele alıyoruz.
Huşu nedir?
Huşu (İngilizcede “awe”), kendimizden çok daha büyük ya da hemen kavrayamadığımız bir şeyle karşılaştığımızda yaşadığımız duygu olarak tanımlanıyor. Yıldızlı bir gökyüzü, dev bir ağaç, uçsuz bucaksız bir deniz ya da ilk kez gördüğümüz bir şey bu duyguyu uyandırabilir. Bu alandaki araştırmacılar, huşunun en çok iki özellik bir araya geldiğinde ortaya çıktığını söylüyor: büyüklük ve yenilik. Doğru bir bakışla huşunun neredeyse her yerde bulunabileceğini de ekliyorlar.
Bu duygunun ilginç bir yanı, insana kendini bir anlığına “küçük” hissettirmesi. Bu küçüklük kötü bir his değil: dikkat bir süreliğine kendi kaygılarımızdan çıkıp çevremize ve başkalarına yönelir. Araştırmacılar buna “küçük benlik” diyor. 2015’te yayımlanan ve toplam 2.078 kişinin katıldığı beş çalışmalık bir araştırmada, huşu hissi uyandırılan katılımcılar karşılaştırma gruplarına göre daha cömert davrandı ve daha etik kararlar verdi. Çalışmalardan birinde dev ağaçlardan oluşan bir korulukta duran katılımcılar, karşılaştırma grubuna göre daha yardımsever davrandı. Araştırmacılara göre bu etkinin bir kısmı, kişinin kendini daha küçük hissetmesiyle açıklanıyordu.

Araştırmalar ne söylüyor?
ABD’de 60–90 yaş arası 60 sağlıklı yetişkinle yapılan ve 2022’de yayımlanan bir çalışmada, katılımcılar sekiz hafta boyunca haftada bir kez 15 dakikalık açık hava yürüyüşüne çıktı. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir gruba huşunun en çok büyüklük ve yenilik içeren yerlerde ortaya çıktığı anlatıldı; merak duygularına alan açmaları ve mümkünse her hafta yeni bir yere gitmeleri istendi. Öbür grup yalnızca yürüdü. İki gruptan da telefonu yalnızca fotoğraf çekmek için kullanmaları istendi.
“Huşu yürüyüşü” yapan grup, yürüyüşler sırasında daha fazla huşu ve sevinç bildirdi; şefkat, hayranlık ve minnet gibi başkalarına yönelen olumlu duygularında da daha büyük bir artış oldu. Yürüyüşlerin dışında ise bu grupta başkalarına yönelen olumlu duygular günlük hayatta da daha çok arttı ve günlük sıkıntı hissi zamanla daha belirgin biçimde azaldı; günlük sevinç ise iki grupta benzer kaldı. Aynı çalışmada kaygı, depresyon ve yaşam doyumu ölçümleri ise iki grupta da değişmedi.
Bu sonuçları ölçülü okumak gerekiyor. Çalışma küçük, katılımcılar ileri yaştaki yetişkinler ve yürüyüşleri yalnız yaptılar; çocuklarla ya da ailelerle yapılmış bir araştırma değil. Kanıtlar her biçim için aynı da değil: yetişkinlerle yapılan başka bir çalışmada bir hafta boyunca her gün bir dakikalık doğa videosu izleyen iki grup karşılaştırıldı. Huşu uyandıran manzaraları izleyenlerde de sıradan doğa görüntülerini izleyenlerde de tekrarlayan olumsuz düşüncelerde azalma ve mutluluk hissinde artış görüldü; yani bu çalışmada olumlu değişiklikler yalnız huşu uyandıran görüntülere özgü değildi. Kısacası huşu bir tedavi ya da sihirli bir formül değil; yine de gündelik hayata eklenebilecek küçük ve keyifli bir alışkanlık olabilir.
Çocuğunuz “Bak!” dediğinde
Çocuklar çoğu zaman yetişkinlerin artık fark etmediği şeylerde durur: bir karınca yolu, yağmurdan sonra parlayan bir örümcek ağı, gündüz gökyüzünde görünen ay. “Bak!” demek, aslında “Bunu seninle paylaşmak istiyorum” demektir. O an çocuk size kendi küçük huşu anını uzatıyor. Aşağıdaki öneriler bir kural listesi değil; gününüze göre uyarlayabileceğiniz küçük başlangıçlardır.
- Birkaç saniye durun ve aynı yere bakın. Her seferinde mümkün olmayabilir. Ama bazen “Dur, ben de bakayım” demek, “Hadi, geç kalıyoruz”un yerini alabilir. Yetişkin için de o birkaç saniye, günün telaşından küçük bir çıkış olabilir.
- Cevabı hemen vermek zorunda değilsiniz. “Ay neden bizi takip ediyor gibi?” sorusuna bilimsel bir açıklama yapmadan önce “Sence neden?” diye sormak, merakı biraz daha açık tutar. Bilmediğinizde “Ben de bilmiyorum, evde birlikte bakalım mı?” demek de güzel bir cevaptır.
- Telefonu cepte bırakın. O anı fotoğraflamak isteyebilirsiniz; ama önce ekran yerine birlikte gökyüzüne bakmak, onu paylaşılan bir ana çevirir.

Bu küçük anlar, çocuğunuzun sıkıldığı anlarda kendi merakını bulmasıyla da akrabadır. Her boşluğu doldurmak yerine birlikte bakmak, çocuğa dünyanın keşfedilecek bir yer olduğunu hissettirebilir. Birlikte kitap okurken sayfayı bitirmek yerine sohbete yer açmak gibi, burada da amaç bir yere yetişmek değil, birlikte orada olmaktır.
Haftada bir “hayret yürüyüşü”
Yukarıdaki çalışmadaki yürüyüş, ailece de denenebilecek kadar basit. Sonuçların ailelere aynen geçeceğini söyleyemeyiz; ama keyifli bir deneme olarak şu adımlar başlangıç olabilir:
- 15 dakika ayırın. Haftada bir kez kısa bir yürüyüş yeterli bir başlangıç. Uzun bir gezi planlamak zorunda değilsiniz.
- Mümkünse yeni bir yol seçin. Hiç girmediğiniz bir sokak, yakındaki bir park ya da her gün geçtiğiniz yolun öbür kaldırımı bile yenilik sayılır.
- Yukarı ve yakına bakın. Gökyüzü, yüksek bir ağaç ya da bina gibi büyük şeylere; ardından bir yaprağın damarları gibi küçük ayrıntılara.
- Telefonu yalnızca fotoğraf için çıkarın. Bildirimleri bir süreliğine geride bırakın.
- Eve dönünce bir soru sorun. “Bugün seni ne şaşırttı?” Cevap sizi de şaşırtabilir.

Zor bir dönemden geçiyorsanız bu tür küçük alışkanlıklar, yoğun haftalarda kendinize küçük dayanaklar oluşturmanın bir parçası olabilir.
Ne zaman bir uzmanla konuşmak iyi gelir?
Huşu yürüyüşü bir tedavi değildir; yukarıdaki çalışmada da kaygı ve depresyon ölçümleri değişmedi. Haftalardır hiçbir şeyden keyif alamıyorsanız, çökkünlük hissi gününüzün büyük kısmını kaplıyorsa ya da uyku, iştah ve günlük işlerinizde belirgin değişiklikler fark ediyorsanız bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak iyi gelir. Çocuğunuzun eskiden keyif aldığı şeylerden uzun süredir uzak durduğunu fark ettiğinizde de bunu bir uzmanla paylaşabilirsiniz. Bu konuda bireysel danışmanlık ve çocuk ve ergen danışmanlığı hakkında bilgi alabilirsiniz. Acil bir durumda acil yardım numarasını arayın.
Kısaca
Huşu, büyük ya da yeni bir şeyin karşısında yaşadığımız “Vay!” duygusudur ve dikkati bir süreliğine kendimizden dışarıya çevirir. Araştırmalar umut verici ama sınırlı; yine de bu duyguya yer açmak çoğu zaman yalnızca birkaç saniye sürer. Bir dahaki sefere çocuğunuz “Bak!” dediğinde, belki siz de durup bakarsınız. Kim bilir, ay o akşam ikinizi birden takip eder.
Kaynaklar
- Sturm V. E., Datta S., Roy A. R. K., Sible I. J., Kosik E. L., Veziris C. R., Chow T. E., Morris N. A., Neuhaus J., Kramer J. H., Miller B. L., Holley S. R., Keltner D. (2022). Big smile, small self: Awe walks promote prosocial positive emotions in older adults. Emotion, 22(5), 1044–1058.
- Piff P. K., Dietze P., Feinberg M., Stancato D. M., Keltner D. (2015). Awe, the small self, and prosocial behavior. Journal of Personality and Social Psychology, 108(6), 883–899.
- Bogaert L., Joye Y., Dejonckheere E., Goossens I., Mertens K., Raes F. (2024). Nature lifts when feeling low: Daily high and low awe nature clips decrease repetitive negative thinking and dampening and increase subjective happiness in adults. Applied Psychology: Health and Well-Being, 16(4), 2099–2115.
Birlikte konuşabiliriz.
İhtiyacınızı ve görüşme sürecini konuşmak için 30 dakikalık ücretsiz ön görüşmeyle başlayabilirsiniz.
Ücretsiz ön görüşme



